I
Yemek yemek, dersler, uyku ve konuşmak gibi sıradan ana fikirlerde toplanan bir yaşantım vardı. İnan bana herkesten sığ, herkesten yavan yaşıyordum. Fakat nerden bileyim ben nefes alıp vermenin yaşamak için yeterli olmadığını? Öylesine uzaktım ki sevmekten sevilmekten. Biliyorum sevilmekten hala yeterince uzağım ama ne şaşırtıcı eylemdir sevmek.
Yemek yemek, dersler, uyku ve konuşmak gibi sıradan ana fikirlerde toplanan bir yaşantım vardı. İnan bana herkesten sığ, herkesten yavan yaşıyordum. Fakat nerden bileyim ben nefes alıp vermenin yaşamak için yeterli olmadığını? Öylesine uzaktım ki sevmekten sevilmekten. Biliyorum sevilmekten hala yeterince uzağım ama ne şaşırtıcı eylemdir sevmek.
Bir
okul vakti, servise hiç olmadık bir yerden bineceğim. Sokağın başına durdum.
Bir göz gezdirdim bekleyen başka öğrencilere, sokağın sonunu gördüm, bu sefer
dünya durdu. Birkaç saniyeyi aşmadı bakışım. Aslında aşamadı. Biliyorum hiçbir
göz sana doyamıyor fakat benimkiler aç kaldı. Çok muhafazakârdır benim
gözlerim. Çok utangaçtırlar. İlk görüşümdü bu, belki bir daha göremeyecektim,
kim bilir? İnanılmaz bir şey oldu, hayır bana doğru gelmedin, beklemediğim bir
cesaretle gözlerim birkaç saniye daha seni izlemişti. Çekiniyordum, merak
ediyordum, şaşkındım. Çok şaşkındım. Seni böyle bilmezdim ben. Aslında seni hiç
tanımazdım. Şimdi öğrendim, sen nasıl bir devrimcisin öyle? Gözlerimin bilmem
kaç yıllık tutucu rejimini yıktın. Yahu biriniz de söyleyin şimdi, nasıl hayran
kalmayayım ben?
Biz
cidden aynı şehirde mi yaşıyorduk? Bırakalım bu şehri, dünyada senin gibisi
vardı ve ben neden bilgilendirilmiyordum? Gözlük kullanmayı reddeden kimi
kimselere göre güzel olmayabilirsin ama inan umurumda değil. Tabi senin bundan
haberin yok. Yahut senin benden de haberin yok. Olmasın, boş ver. Tarafsız
İsviçreli bilim adamların yapmadığı bir deneye göre üretim hatası çirkin
insanlar gözleri iki kat bozuyormuş. Benden uzun, benden kıvırcık ve benden
olgun birisi. Benim normal zamanlarda düşman sıfatı taktığım kimselerin
özellikleri aslında. Demek ki hepsi birlikte yan etki yapıyormuş.
Bu ne
gürültüydü, ne ayıptı bu ses kirliliği! Burada altı adım ötesindeki sevdiğine
bakamadığı için dalıp giden bir kimse hayal kuruyordu. Hülya bulutundan
kaldırdım kafamı. Büyük mü büyük bir servisti. Benim bineceğim değildi.
Bulutlara boğulmaya gidiyordum ki senin bineceğin servis olduğunu fark ettim.
Yaslandığın
yarım duvardan doğruldun. Sana tek tavsiyem öyle hareketler yapma. Seni
çekemeyen kuşların komplosuna uğrayabilirsin. Kafandaki örgü şapkayı hayal
meyal hatırlıyorum. Kış vaktinin bahara dönmesi için yeterli bir sebepti
şapkan. Otobüse doğru bir adım attın. Yemin olsun sağ adımını böylesine atan
birisine rastlamamıştım. Anlaşmalı mı gelmiştin dünyaya? Bastığın yer seni
incitmemek yumuşuyordu sanki. İnan bana saçların kıvırcık değildi de, kıvırcık
saçlar için doğmuş gibiydin. Otobüse ilk adımını attın. Belki de
otobüstekilerin hayatını kurtardın. Ben bir sürücü olsam dünyanın en
kıvırcığının bindiği bir otobüse çarpmam. Ben çarpacak olsam da melekler mani
olur zaten. Bindin otobüse. Güneş batıyor sanmıştım ilk başta otobüsün kapıları
yavaş yavaş kapanıyormuş meğer. Tekrar hareket geçti otobüs. Ben arkasından
bakıyordum. Sonra ne mi oldu? Otobüsü kaçırdım. Hayır, okula gideni değil.
Ütopyama gideni. Senin şu bindiğin hani.
Bir
öğlenden sonramı bulandırmıştın ilk gördüğüm gün. Daha da sonra, bir iki hafta
kadar mesela, ben unuttum sanıyordum. Unutulduğunu düşündüğüm bir günün
gecesiydi. Günü yeni güne bağlamayı adet etmiştim. Birden yazasım geldi. Birkaç
ay olmuştu, şiir yazmıyordum. Güzel değillerdi zaten ama bu sefer sana yazmak
geldi içimden. O zaman fark ettim, seni unutmak isteyenin yalnız beynim olduğunu.