VI
Bu
sözler ucuz turuncu bir kalemin siyah kömürüyle kâğıtta dans ettirmeden önce
inan senin fotoğrafına dahi bakmıyorum. Elimde bir tane bile yok zaten. Bu
okuyucu için aldığım bir önlem aslında. Eğer yazmadan önce bir kez seni
görürsem bu parmaklarım “artık yazmayı kes” diyene kadar durmayacağım anlamına
gelir. Başka bir telaffuzla binlerce kelime, yüzlerce sayfa ve birkaç roman
olarak da kulaklara uğrayabilir.
Her
neyse. Kalbindeki tarlalarda yetişen çileklere de selam!
Sen
saklamak istesen de farkında değilsin. O çileklerin kokusu gülmek için açılan
ağzından ve gülen ağzına destek veren gözlerinden ziyadesiyle çıkıyor.
İnsan
insanı öldürdükten sonra dahi tiksinç bunalımlara giriyor. Eğer Azrail aldığı o
kadar cana rağmen henüz intihar etmediyse, onu bu intihar girişimlerinden
caydıran şey kesinlikle gülüşün olmalı. Demek çileksever bir melek ruhlara
eşlik ediyor.
Çikolatanın
mucidi kimse, bakışına maruz kalsaydı eğer çikolatayı dünya piyasasına “Süper
Ekşi Enfes Ekvatoral Çeşni” adı altında sürerdi. Çocuklarımız çikolatalı gofret
yiyorsa yine senin sayende.
Yamyamları
vejeteryan kılabilecek bir yaşam enerjin var ve mutlu olmadığını söylüyorsun.
Bu tavrından acilen vazgeç. Aksi halde seni böyle gören vejeteryanler çiğ et
yemeye başlar. Daha kötüsü hayvanseverler sadist eylemlere eğilim gösterirler.
Kedileri sevdiğini umuyorum.
Farkında
mısın bilmiyorum ama sen böyleyken medeniyet ilerlemiyor. Gülüşünle de dalgalar
halinde çağın ilerisine sıçrıyoruz. Zamana, takvimlere ve saatlere aykırı bir
ruh dünyan var. Bunu seni seven kimselerden duymuşsundur. Buna eminim. Çünkü
öyle bir yüzün var ki okuma yazma bilmeyen bir kimse sadece saçlarından ilham
alarak Nobel Edebiyat ödülünü üst üste yedi kez kazanabilir.
Sana
çiçeklerin selamı var. Papatya hariç hepsi dargın sana. Onları da papatyayı
sevdiğin gibi sevmezsen hiçbiri cennete dikilmeyecekmiş.
Bu
arada papatyaları da böylesine sahiplendiysem papatya sevdiğimden değil, seni
sevdiğimden.
Bunları
sana yazıyorum. Sana yazmamın basit bir açıklaması var. Şiirlerde önümü kesen,
şarkılarda kulağıma fısıldayan, kitapların satır aralarından fırlayan,
filmlerde başrol oynayan ve kimi kutsallaşan geceler rüyama giren sensin. Özel
bir sebebi yok anlayacağın. Altı üstü seviyorum.
Ve
nasıl bitiriyor mektubunu Nazım Hikmet?
“Herkese selam, sana hasret”
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder